anasayfa
apel hakkında
sergi
sanatçılar
gelecek sergiler
geçmiş sergiler
uluslararası sergiler
başka yerlerde
kataloglar
basında apel
linkler
iletişim
english
Galeri Apel © 2007.
tüm hakları saklıdır.
Son güncellenme: 23.4.2017.
kullanım şartları

« geri
» basında apel
"galeri apel 10 yaşında"
ahu antmen, radikal, 08.10.2008

Günümüz sanat ortamında bir yandan dijital teknolojiyle gelişen ve sanal ortamlara taşınan ‘yeni medya’ sanatı hızla yaygınlık kazanmaya başlarken, öte yanda el emeğine yönelen, teknolojik destekle üç dakikada yapılabilecek olana üç aylık çabasını koyan, zanaat olgusunun günümüzdeki anlamlarını düşünen çok sayıda sanatçının oluşturduğu bir eğilim de var. Hayat tarzları da dahil her şeyin seri üretildiği bir çağda malzemeyle arasına mesafe koymayı sevmeyen, yeni teknikler keşfetmeye merak duyan, ince eleyip sık dokumayı meditatif bir sürece dönüştüren bu tür sanatçıların geleneksel yöntemlere çağdaş boyutlar getirdiklerini, çağdaş yaşamın sunduğu bin bir çeşit yeni malzeme ya da araçla sanatın teknik bağlamını genişletecek deneylere giriştiklerini izliyoruz.
Türkiye’de bu tür yaklaşımları benimsemiş sanatçıları toplu halde bulabileceğimiz bellibaşlı tek bir adres var: Bu yıl onuncu yılını kutlayan Galeri Apel. 1998’den bu yana 100’ü aşkın kişisel ve karma sergi gerçekleştiren Apel’in kapısından girmiş malzemeleri ham halde önümüze serebilseydik, bu galeride yapıtlarını sergileyen sanatçıların malzeme estetiğine yönelimi konusunda sanırım daha net bir fikir sahibi olabilirdik. Başta galerinin açılış sergisi ‘Damak’ta galeri sahibi ve yöneticisi Nuran Terzioğlu’nun incir, elma, ekmek, çerkeztavuğu ve daha nice yiyecekle yaptığı ‘açılış ikramı heykeli’ olmak üzere Apel, küp şekerlerden silikona, topraktan kahveye, pamuktan çakıl taşlarına, ahşaptan ağaç liflerine, bitki soğanlarından cama aklınıza gelebilecek her türlü malzemeyle gündelik yaşamın yaratıcı biçimlerde yorumlanarak dönüştürülmesine olanak tanıyan bir mekân oldu.
‘Toprak ve Lif’, ‘Kâğıt İşler’, ‘Tahta İşler’, ‘Metal İşler’ gibi sergilerde sanatçıların malzeme odaklı üretimini gözler önüne seren galerinin ‘Sokak’, ‘Kıyafetname’, ‘Hünername’, ‘Hasat’, ‘Çarşı-Pazar’ gibi konulu sergileri ise, sanatçıları yaşadıkları kültürel coğrafyanın dünü ve bugününü irdelemeye, İstanbul gibi bir kentte gündelik yaşamı tüm boyutlarıyla yansıtabileceği birer zemin oluşturdu.

Galeriyle özdeşleşmiş sanatçılar
Onuncu yılını ‘Benim Adım Apel’ başlığı altında üç sergiyle, kendi mekânının yanı sıra Fransız Kültür Merkezi ve Tütün Deposu’ndaki sergilerle kutlayan Galeri Apel, bu sergilerde galeriyle bağlantısı olan 50’ye yakın sanatçının işlerini bir araya getiriyor. Birçok sanatçı, Apel’in onuncu yılına armağan niteliğinde olan yeni işlerini sergiliyor; Fransız Kültür’de Tuğrul Selçuk’un ‘Tohumdu Çiçek Oldu’ adlı işi, Esma Paçal’ın silikon ‘Yansımalar’ı ve Suzy Hug Levi’nin pop ‘Artemis’ yorumu gibi işleri, malzeme duyarlılığı, şiirsel yaklaşım, mizahi yorum gibi özellikleriyle Apel sanatçılarının tipik özelliklerini ortaya koyuyor. Tuğla duvarları ve loş atmosferiyle kendine özgü bir mekân olan Apel’le özdeşleştirdiğimiz bazı sanatçıları ve yapıtları Tütün Deposu’nun daha steril ortamında görmek de ilginç bir tecrübe; Apel’in atmosferinin, aslında mekân-yapıt-izleyici arasında nasıl bir koza ördüğü daha iyi anlaşılabiliyor.
FKM gibi Tütün Deposu’nda da zengin bir malzeme ve teknik dağarcığı var: Kurucu Koçanooğlu’nun dev karıncasından, Selim Birsel’in tank çiçeklerine, Şakir Gökçebağ’ın İstanbul’undan Cem Aydoğan’ın küflü ekmeğine, heykelden desene fotoğrafa ve videoya uzanan çok çeşitli bir üretim bir arada. Bu sergilerin yanı sıra Galeri Apel’de Canan Pak’ın gerçekleştirdiği foto-kolajda galerinin on yıllık geçmişinin izlerini seyretmek, Apel’in ‘kapsama alanı’nın tüm yönleriyle algılanmasına olanak tanıyor. Bir yaş/kuşak, ünlü/ünsüz sınırlaması olmadığı dikkatinizden kaçmayacaktır: Apel’in on yılda ortaya koyduğu en önemli özelliklerinden biri, genç sanatçılara her zaman açık olmasıydı.

Özgün kimliği oluşturabilmek
Apel’in çok sayıda sergide, birçok sanatçının bıraktığı farklı izlere rağmen kendi özgün kimliğini oluşturabilen ve tutarlıkla sürdüren birkaç galeriden biri olabilmesinin arka planında, İstanbul’da açtığı bu galeri onuncu yılına girerken, Ankara’da Üanbay Galeri’de başlayan galericilik kariyerinde de yirmi beşinci yılını dolduran Nuran Terzioğlu var: Galeride açılan sergilerin ilginç konularını bulan, galerinin frekansına uygun sanatçıları keşfeden, destekleyen, onlara her seferinde hayran olan bir kişi, galerisinin ticari yönünü ikinci plana atan, hatta bazen unutan sıra dışı bir galerici. Ne diyelim. Nice on yıllara!
“Benim Adım Apel” sergileri, Galeri Apel ve Fransız Kültür Merkezi’nde 11 Ekim’e, Tütün Deposu’nda 16 Ekim’e kadar sürüyor. Tüm sergilerden yapılacak derleme, 23 Ekim’de Galeri Apel’de.