anasayfa
apel hakkında
sergi
sanatçılar
gelecek sergiler
geçmiş sergiler
uluslararası sergiler
başka yerlerde
kataloglar
basında apel
linkler
iletişim
english
Galeri Apel © 2007.
tüm hakları saklıdır.
Son güncellenme: 24.11.2017.
kullanım şartları

« geri
» basında apel
"gallery apel - bridging yesterday’s crafts and today’s art" "Galeri Apel Dünün El İşleri Bugünün Sanatı"
serra ciliv, rc quartly, rc in the city: venues we run, 01.09.2004

These days, when we think of contemporary art, we tend to think hi-tech. Fed with images from the latest fashionable biennial, our brains produce images of multiple-screen, time-coded installations, video art, and sophisticated technology applications. Yet for six years, a dedicated Istanbul gallery has been carving out a different approach to contemporary art; one which explores the use of traditional materials – felt, glass, ceramics, clay, wood – to adress issues of both personal and social relevance.

In fact, for Nuran Terzioğlu ACG??, the owner of Gallery Apel, the relationship between the artist and his/her material and the process of production is as important – if not more- than the germ of the idea itself. It is the human touch delivering the idea that inspires Apel’s audiences. The work exhibited at Apel has a particular warm, fuzzy quality that endears itself to viewers and elicits emotional reactions.

Terzioğlu’s interest in simple forms of authenticity and love of base materials bring the gallery its verve. She is interested in the stories behind works, the ardous time the artist spends labouring, and the textures which emerge. As such, Gallery Apel’s exhibitions do not follow trends in the art world. Rather, each work is a slow motion, hand crafted history of each artists’ world designed in line with an exhibition theme.

Apel’s gallery space is perfectly matched to Terzioğlu’s approach. Located on the ground floor of a 19th century Armenian mansion turned carpenter’s shop, the interior is both rustic and simple. Exposed brick ceilings and and whitewashed walls allow the works on display to come to life.

The gallery’s location only helps. Situated behind the Galatasaray Lycée in Beyoğlu, Apel is positioned on a wide street corner as though overlooking urban history, a loyal witness to the ebbs and flows of city life and demographic changes. Terzioğlu loves that. She points out, sadly, that the neighbourhood is on the cusp of yet more major change as Çukurcuma’s Gypsy population are moved out to give way to gentrification efforts.

Terzioğlu opened Gallery Apel in 1998, after 15 years working in other galleries. She studied fine arts, weaving and fiber art in Germany and the USA between the years 1966 – 1968, and started working as a gallerist and a curator in 1983. Her early experiences as a gallerist in Ankara’s Tanbay and Urart Galleries coincide with the emergence of galleries in Turkey, as well as the onset of different perspectives in approaching art and its production.

As one of the founding members of Sanart, she also remembers 1985, the “Year of Youth”, and art emerging onto Ankara streets, raising up a storm with artists producing their works on the streets. “Being a gallerist should also mean bringing contemporary art out of the categorical spaces in which only elites enjoy it, and turning it into an endeavour which can excite people from all parts of society.” Terzioğlu says.

At Apel, each exhibition is planned like a theater production, and its preparations last at least a year. The opening of the exhibition is only the beginning of the play on stage, a dialogue between the audience, the artist and the gallery space. This interaction is what makes Terzioğlu’s blood run faster, and this is why it is hard to miss her at Apel when an exhibition is on.

Each year, there are at least three themed exhibitions at Apel. These exhibitions encompass a wide range of materials and media, from painting to installations, or perhaps a whistle to a large wall, as in the exhibition “The Street”. Then, there are the curated exhibitions which encourage artists to experiment with a particular material such as ceramic, glass or fibre.

Terzioğlu is certainly not a gallery owner who takes herself seriously. Her enthusiasm for her field is infectious and runs deep enough to convert any sceptic. For an exhibition in Tokyo recently, she decided on the theme of “Wind”, and took along four of Apel’s usual suspects, Selma Gürbüz, Yücel Kale, Şeyma Reisoğlu and Lerzan Özer. Her introduction encapsulates her approach to art: “It is almost impossible to count the resemblances of wind to art. Isn’t ‘wind’ a kind of movement, speed, curiosity, renewal or continuity? Wind can be joy, a sound, a gesture, a protest, a message, a breath; spiritual and sensual at the same time. The wind is color... The wind motivates, mixes, shapes, carves, and draws...”
------------------------------------------------------------
Eylül 2004
RC Quarterly(*)

Galeri Apel Dünün El İşleri Bugünün Sanatı

Günümüzde çağdaş sanat denince nedense aklımıza hemen teknoloji gelir. En son bienalin hafızamızda yer eden görüntüleri gibi çok ekranlı, zaman kodlu enstelasyonlar, videolar, sofistike teknolojik çalışmalar canlanır gözümüzde. Oysa altı yıldır, İstanbul’da bir galeri istikrarla çağdaş sanata bambaşka bir yol çizmekte. Galeri Apel’in farklı vurgusu, kişisel ve sosyal konuların geleneksel malzemelerle –keçe, cam, seramik, kil, ahşap– işlenmesi. Galerinin sahibi Nuran Baktır Terzioğlu, ACG 65, sanatçı, malzeme ve süreç ilişkisinin en az fikir ve konu kadar önemli olduğunu düşünüyor. Apel seyircisini etkileyen fikri uygulayan insan elidir; galeride sergilenen işlere hakim olan samimiyet onlarda duygusal tepkiler uyandırır.

Terzioğlu’nun basit formlar ve temel malzemelere olan sevgisi galeriye bir enerji katıyor. İşlerin arkasındaki hikayelerle, sanatçının zorlu çalışma süreciyle, ortaya çıkan dokularla yakından ilgileniyor. Böyle olunca da Galeri Apel sanat dünyasındaki hızla değişen trendleri değil sergilenen her işte sanatçının eliyle dokuduğu tarihi izliyor.

Galeri mekanı Terzioğlu’nun yaklaşımına mükemmel bir uyum gösteriyor. 19. yüzyılda bir Ermeni aile tarafından yaptırılmış Apelyan apartmanının giriş katındaki mekan uzun yıllar marangozhane olarak kullanılmış. Şimdi ise yalın ve doğal bir görünüme sahip. Sıvasız tuğla duvarlar sergilenen işlerin canlanmasına neden oluyor.

Galerinin yeri de amacıyla bir bütünlük oluşturuyor. Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi’nin arkasındaki Galeri Apel, iki sokağın birleştiği bir köşede şehir hayatının gelgitlerini ve sosyal değişimlerini seyrediyor. Terzioğlu, Çukurcuma’yı güzelleştirme amacıyla yapılan değişikliklerin aslında mahallenin azınlıklardan oluşan karışık nüfusunu taşınmaya ittiğini üzülerek belirtiyor.

Terzioğlu, Galeri Apel’i 15 yıl başka galerilerde çalıştıktan sonra 1998’de açtı. 1966 – 1968 yılları arasında A.B.D. ve Almanya’da güzel sanatlar, dokuma ve tekstil üzerine eğitim gördü. 1983 yılında galericilik ve küratörlük denemeleri yapmaya başladı. Ankara’daki Tanbay ve Urart galerilerinde geçirdiği kariyerinin ilk yılları, Türkiye’de galericiliğin ve sanat ve sanat üretiminde yeni arayışların da ilk yıllarıdır.

1985’teki Tanbay’daki “Gençlik Yılı” etkinliklerini, Ankara sokaklarında işlerini üreten sanatçıları hatırlıyor. Sanart’ın kurucu üyelerinden biri de olan Terzioğlu, “Galericilik aynı zamanda çağdaş sanatı sadece elit bir kitlenin izleyebildiği geleneksel mekanlardan çıkarmayı da hedeflemeli” diyor.

Apel’de her sergi bir tiyatro prodüksiyonu gibi bazen bir yılı geçen bir süreçte hazırlanıyor. Sergi açılışı ile oyunun perdeleri da açılıyor ve sergi mekanı, izleyici ve sanatçı arasındaki alışveriş başlıyor. Bu karşılıklı diyaloğun galericiliğin en heyecanlı yanı olduğunu düşünen Terzioğlu sergiler sırasında mutlaka galeride olmaya dikkat ediyor.

Her yıl Apel’de en az üç temalı karma sergi oluyor. Bu sergiler resimden enstelasyona veya “Sokak” adlı sergide olduğu gibi büyük bir duvardan bir ıslık sesine geniş bir malzeme ve medya yelpazesini kapsıyor. Ayrıca seramik, cam, tekstil gibi malzemelerle yapılan deneysel işler de sergilerde yer alıyor.

Terzioğlu kendini çok ciddiye alan bir galerici değil. Mesleğine duyduğu ilgi bulaşıcı ve şüpheye yer bırakmayacak kadar derin. Yakın zamanda Tokyo’da açılan bir sergi için “Daha Çok Rüzgar” temasında karar kılmış ve Apel’le sürekli çalışan sanatçılardan dördünü de - Selma Gürbüz, Yücel Kale, Şeyma Reisoğlu – yanında götürmüş. Bu sergi için yazdığı sunuş yazısı sanata bakışını da özetliyor: “ ‘Rüzgar’ harekettir, yoldur, hızdır, hazdır, sestir, bir tür esindir. Rüzgar başkaldırıdır, değişimdir, arıtım yaratımdır, soluk alıp vermedir; ulaktır, kulaktır; artırır eksiltir. Hem eski hem yenidir; tinsel ve tenseldir. Rüzgar renktir; lodos esince, Boğaz yeşil, poyrazda laciverttir. Rüzgar biçim, rüzgar çizimdir. Rüzgar karar, yontar, yığar, en çok da arar. Kısacası rüzgar sanatı çağrıştırır, sanat da rüzgarı.”
(*) Yılda dört kez çıkan Robert Kolej mezunlar dergisi